
TÜRK MÜHENDİSLER BİRLİĞİ DERNEĞİ
45. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU
HAZİRAN 2006 - MAYIS 2008
45. Dönem Genel Kurulu'nun yapıldığı 10 Haziran 2006 ile 31 Mayıs 2008 tarihleri arasında TMBD Yönetim Kurulu'nun gerçekleştirdiği çalışmalar birkaç bölümde ele alınarak bilgilerinize sunulmuştur.
Saygılarımızla,
TMBD Yönetim Kurulu
BASIN AÇIKLAMALARI
Danıştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in haince bir saldırı ile yaşamını kaybetmiş olmasının derin üzüntüsü içerisinde, Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine yapılan iğrenç saldırıyı kınadık, şer güçlere karşı ulu önderimiz Atatürk'ten miras aldığımız mücadelemizi her zaman her yerde yılmadan sürdüreceğimizi bildirerek, ailesine ve Türk halkına başsağlığı diledik.
İsrail Yönetimi'nin Protesto Edilmesi 06.08.2006
Türk Mühendisler Birliği Derneği olarak, felsefemiz ve onun uzantısı olan politikalarımız doğrultusunda faşizme her yerde ve her zaman karşı durmuş bir bağımsız toplum kuruluşu olduğumuzu belirterek:
Bu duruşumuzun gereği, İsrail Devleti'nin, sivil insanları yok sayarak; çoluk - çocuk, kadın - kız, genç - yaşlı demeden giriştiği katliamları kınadık.
Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir gücün, her ne adına olursa olsun, sivil insanları sorgusuzca yok etme hakkına sahip olmadığını vurguladık.
Geçmişte bu şekilde davranmaya çalışmış iktidarlar ve toplumların, dünya halklarının vicdanlarında hiçbir zaman aklanmadıklarını ve aklanamayacaklarını ifade ettik.
İsrail halkını ve yahudi toplumunu iktidar odaklarının dışında tutarak, bu faşist uygulamanın son bulması için gereken her türlü eylemin yapılması gerektiğini belirttik ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti İktidarı'nın da bu konuda çok daha etkin ve tavırlı bir duruş sergilemesini talep ettik.
Her zaman; emperyalist ve faşist güçlere karşı, mazlum devletlerin ve ezilen halkların yanında yer alacağımızı bildirdik.
Rekabet Kurumu Basın Bildirisi 29.12.2006
Türkiye'de ve yurtdışında etkinlik gösteren ve rekabet adı altında çeşitli fiyat kampanyaları gerçekleştiren, başta; THY, Pegasus, Atlas Jet adlı havayolu şirketleri olmak üzere, bu şirketlerle benzer kampanyaları uygulayan diğer kuruluşların yürüttükleri pazarlama faaliyetlerinin, tüketiciler arasında, "negatif ayrımcılık" olarak tanımlanabilecek sonuçlar ortaya çıkarması ve söz konusu kurum ve kuruluşların gerek kanunda gerekse kanunun gerekçesinde belirtilen ilkelere aykırı davranmaları gerekçesiyle Rekabet Kurumu'na başvurduk ve bu uygulamalardan zarar gören tüketicilerin haklarını korumak anlamında bu olumsuz durumun giderilmesi için Rekabet Kurulu'nu kanundan aldığı yetkileri ve gücü kullanmak üzere göreve davet ettik.
Tüketici kitlesinin iki kademeye ayrıldığını,
Bunların:
1- Belirli bir tarih aralığında seyahat planı yapabilen tüketici.
2- Seyahat planı yapma olanağına sahip olamayan tüketici.
Olduğunu belirterek,
Bu iki gruptaki tüketiciler özünde tek bir bütün olduğunu ve "seyahat eden tüketici" kavramı altında toplanması gereken bir kitle olduğunu vurguladık. Bu kitleyi kendi içinde sınıflara ayırıp, bu sınıflardan birini ödüllendirirken diğerini cezalandırmanın Rekabet Kanunu'na ve gerekçelerine kesinlikle aykırı olduğunu ifade ettik.
Aynı güzergahta, aynı havayolu şirketiyle, aynı tarih ve sefer sayılı uçuşta, yukarıda belirtilen gruplandırma nedeniyle 25 YTL'den başlayarak 159 YTL'ye kadar yükselen bir fiyat yelpazesinde seyahat eden ama aslında aynı muameleye farklı bedeller (özellikle yüksek rakamlar) ödemek zorunda kalan tüketicilerin haksızlığa uğradığı ve mağdur olduğunu açıkladık.
"REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN"un gerekçesinde, "eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması" kusur olarak belirtilmekte, "Başarısız olma riskinin önceden belirlenemediği durumlarda, böyle piyasalara, çoğunlukla, bu riski hesaplama yeteneğinden yoksun kişiler girmekte ve beklentilerinin dışında şartlar ile karşılaşıldığında ise, ticari hayatın içinde kalabilmek için hukuk dışı yollara başvurmak tek kurtuluş yolu olmaktadır" tespitinin yapıldığını da belirterek talebimizi yaptık.
OLAY TV Canlı Yayın / Irak Al Asad Havaalanı'na düşen uçak ve Türk Mühendisleri 10.01.2007
Irak Al-ASAD Havaalanı'na düşen uçakta ölen Türk Mühendisleri ile ilgili olarak canlı yayında Ana Haber Bülteni'ne telefonla bağlandığımız OLAY TV'de,
Bu kaza nedeniyle çok derin üzüntü duyduğumuzu, yaşamını yitirmiş olan meslektaşlarımıza ve işçilerimize Allah'tan rahmet dilediğimizi ifade ederek ve kaybettiğimiz 34 insanımızın Ailelerine ve Türk halkına baş sağlığı mesajı ilettik. Bu arada, yaptığımız değerlendirme ile aşağıdaki açıklamaları da canlı yayında yaptık:
"Irak'ta bugüne kadar günde ortalama 70 kişi ölüyor. Bizim de; işçi, şoför ve teknik adam görevlerinde yaklaşık 200 insanımız yaşamını yitirdi. Sadece Irak'ta Türkiye İş Kurumu kayıtlarına göre 19.450 işçimiz çalışıyor. Bu rakam gerçekte çok daha yüksek.
Şimdi bu noktaya nasıl geliniyor.
Özetle söylemek gerekirse yurt dışına gidişte süreç şu şekilde işliyor:
Öncelikle meslektaşlarım açısından bakacak olursak,
- Üniversitelerimiz ciddi bir ulusal planlama yapılmadan programsız bir biçimde çok sayıda mezun veriyor,
- Devlet yatırımları IMF programları nedeniyle çok düşük seviyede gerçekleşiyor özel sektörün de sınırlı olanakları Türkiye genelinde toplamda çok büyük yatırımlara yeterli olmuyor,
- Bu iki başlığın doğal sonucu olarak işsizlik ortaya çıkıyor,
- İşsizliğin doğal sonucu olarak da iş bulabilenler düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorlar,
- Sonuç olarak da bu sıkıntıların çıkış kapısı yurtdışındaki işler oluyor.
İşçilerimiz açısından bakacak olursak,
İşsizlik ve düşük ücretler bu eğilimde belirleyici neden olarak ortaya çıkıyor.
Yurt dışındaki işler gereksinim olarak ortaya çıkınca da özellikle işsizliğin çözümünde lokomotif işlevi gören inşaat sektörü başrolü oynuyor.
Irak'ta Türk müteahhitlik firmaları sadece 2006 yılında 1.5 milyar dolarlık işler gerçekleştirmiş durumdalar. 2003 yılından bu yana da 2.3 milyar dolar kazanmış durumdalar. 2003 yılında Türk Müteahhitler Birliği'ne kayıtlı belirli büyüklükte 23 Türk Müteahhitlik firması varken 2006 yılında bu sayı 100'e yaklaşmış durumda. Kayıtsız olarak da 10'larca orta ölçekli ve küçük firmamız Irak'ta çalışmakta.
Bu firmalar neden yurtdışını tercih ediyorlar ve neden güvenlik sorunu olan riskli bölgelerde çalışıyorlar? Bu soruyu yanıtlamak gerekiyor.
Büyük olanlar Türkiye'deki iş hacmiyle ayakta kalamayacakları için genelde yurtdışında arayış içine giriyorlar, aslında riskli bölgelerden de çoğu zaman kaçınıyorlar. Dünya şirketleriyle gelişmiş bölgelerde rekabet edemediklerinde ve zorunlu olarak riskten kaçınamadıkları zamanlarda da bu bölgelere giriyorlar ve karlı olarak aldıkları işleri daha küçük ve risk alabilen firmalara yaptırıyorlar.
Küçük ve Orta ölçekli firmalar ise Türkiye'de rekabet edemedikleri için daha iyi fiyatlarla risk üzerinden kar elde etme ve büyüme stratejisi güdüyorlar.
Bu durumda da özellikle Irak, Afganistan gibi güvenlikten yoksun risk bölgelerinde çalışmayı tercih ediyorlar.
Kısacası Ölümüne Çalışıyorlar. (Canlı Yayın bu cümleyle son buldu).
Gazeteci - Yazar Hrant' DİNK'in yaşamını yitirmesinden dolayı duyduğumuz derin üzüntüyü; ailesi, yakınları, basın mensupları ve Türk halkıyla paylaşmak üzere basın açıklaması yaptık.
"Ülkemizin içinde bulunduğu konjonktür; yaşadığımız bu olayın son olmadığını, bundan sonra da benzeri denemelerin sıklıkla yapılacağını ortaya koymaktadır." değerlendirmesiyle,
Bu tür olayların Türkiye'nin önünde kahpece kurulmuş pusular olduğunu vurguladık.
"Çocuk yaşta, başarısızlığa boğulmuş, yokluklar içinde yetişmiş ve itilmiş genç çocukları uzaktan kumandayla yönetilen birer katil haline getiren uluslararası organizasyonların, küreselleşme sürecinde dünyanın yeniden yapılanması stratejisinin bir parçası olarak Türkiye'yi de yeniden biçimlendirmek amacıyla gerçekleştirdiği bu olaylarda bizlere düşen görev; farkındalıkla uyanık olmak ve gerçekleri sonuna kadar aramak olmalıdır." Değerlendirmesini yaparak,
Her ne kadar "ermeni soykırımı" hakkında kendisiyle aynı fikirleri paylaşmasak da, Hrant DİNK'in bir aydın sorumluluğuyla, özgür düşüncenin ifade edilebilmesi için verdiği mücadeleyi saygıyla andığımızı ve kendisini; bu toprakların yetiştirdiği, asla ötekileştiremeyeceğimiz, dışlayamayacağımız; kanımızdan, canımızdan her birimizden bir parça olarak kabul ettiğimizi. Aksini ortaya koymaya çalışanları da kınadığımızı ifade ettik.
Bu ülkenin, topraklarında yaşam bulan her insanı için, tüm değerlerini ve varlıklarını ortaya koyabilecek bir; hoşgörü ülkesi, aydınlık ülkesi ve güneş ülkesi olduğunu vurgulayarak,
Ülkemizi emperyalist entrikalardan esirgemek ve oyunlara gelmeden; birliğimizi korumanın, birbirimize sahip çıkmanın ve Atatürk'ün kurucu felsefesiyle ayakta tutmanın sonsuza kadar bizlerin ve gelecek nesillerimizin görevi olacağını belirttik.
14 Nisan Cumhuriyet Mitingi ve TMMOB 15.04.2007
14 Nisan 2007 tarihinde Tandoğan'da düzenlenen Cumhuritet Mitingi ile ilgili olarak, "DİSK'in TMMOB'nin, TTB'nin ve KESK'in bu toplantıya destek vermemesinin aydınlar adına çok büyük bir ayıp" olduğunu vurgulayarak; "bu örgütlerin bütün tabanları oradayken". "Sadece; halktan ve tabanından kopuk, aydın geçinen, aslında antiemperyalist görünüp emperyalizme hizmet edenlerin orada olmadığını" ve orada gerçek devrimcilerin bulunduğunu belirterek, böyle bir topluluğu "darbecilere destek vermek"le suçlayan ve bu mitinge destek vermeyen, öncelikle mesleki alanlarımızı ilgilendiren ve bizim de aynı kampta yer alarak desteklediğimiz TMMOB yöneticilerini olmak üzere; DİSK, KESK ve TTB yöneticilerini KINADIK.
Bu mitingi düzenleyen 300'ü aşkın bağımsız toplum kuruluşunu görmezden gelerek, düzenleyicileri ve katılanları açıktan darbecilikle suçlayan bu örgütlerin yöneticilerinin gerçekte, emperyalist oluşumların ve bölücü unsurların etkisi altında kalarak bu davranışları ortaya koymakta olduklarını ifade ettik.
Evrensel değerleri benimsediğini ve insanların; etnik, dinsel ve diğer farklarını öne çıkarmama terbiyesi olan devrimcilik ruhunu temsil ettiğini iddia eden bu örgütlenmelerin yöneticilerinin bir süredir, özgürlük savunuculuğu aldatmacası altında, AB ve ABD planları doğrultusunda, bu ayrımlarla politika yaptıklarını vurguladık.
Bu mitingi karalayan görüşlerin sahiplerinin neye hizmet ettiklerinin farkında olmadan küçük guruplarla büyük örgütlenmelerin yönetimlerini işgal ettiklerini ve 14 Nisan'dan itibaren birçok şeyin değişeceği gibi bu durumun da değişeceğini, zaman içerisinde bu gelişmelerin sonuçlarının görüleceğini belirttik.
ABDullah Gül - Anayasa Mahkemesi 30.04.2007
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı'na adaylığını açıklamasından sonra basına gönderdiğimiz ve Anayasa Mahkemesi ile Kuğulu Park'ta toplanarak okuduğumuz basın bildirisiyle:
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili tespitlerimizi ve taleplerimizi kamuoyuna duyurduk.
Sürecin başından itibaren gerek siyasal partiler, gerek demokratik kitle örgütleri gerekse sivil toplum kuruluşları tarafından sürekli bir şekilde "uzlaşma talebi"nin dile getirildiğini,
Bu talepler dile getirilirken, rejimin değerleri ve hassasiyetleri nedeniyle, uzlaşma yoluna gidilmemesi durumunda, ülkemizin çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geleceği uyarısının defalarca yinelendiğini,
14 Nisan'da Ankara Tandoğan Meydanı'nda, çağdaş Türkiye'nin bir milyonu aşkın bilinçli ve aydın insanının; işçisiyle - köylüsüyle, kadınıyla - erkeğiyle, genciyle - yaşlısıyla, mimarıyla - mühendisiyle, doktoruyla - hemşiresiyle ve daha da ötesi çoluk - çocuğunu yanına alarak, bebekleriyle meydanlara indiğini ve uyarıda bulunduğunu,
Bu süreçte, bir kazaya uğramamak adına sivil toplum kuruluşlarının milyonlarca vatandaşımızla çağlarcasına gerçekleştirdiği 29 Nisan "Çağlayan Cumhuriyet Mitingi"nin çağdaş Türk insanının son uyarısı olduğunu hatırlatarak,
Bu noktada AKP yönetimine ve özellikle Abdullah Gül'e aklı başında değerlendirmeler yapmaları ve gerek kendi özel yaşamları, gerek siyasi yaşamları, gerekse Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş dünyadaki değerli yerinin sarsılmaması adına:
Devletin geleceğini karartmadan, en değerli kurumlarımız olan; Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi ve Genel Kurmay Başkanlığı'nı daha fazla yıpratmadan; işçisiyle, köylüsüyle, iş adamlarıyla, medyasıyla, devlet kurumlarıyla, bütün kamuoyunun beklentisi doğrultusunda erken seçime gitmek üzere Cumhurbaşkanlığı adaylığını geri çekmesi,
Çağrısında bulunduk.
TMBD Y.K.'nun T.C. Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet SEZER'i ziyareti 15.05.2007
Görev süresinin yasal olarak dolduğu gün ve aynı zamanda da TMBD'nin kuruluş günü olan 15 Mayıs 2007 günü Sayın Ahmet Necdet SEZER'e ziyarette bulunacağımızı,
"T.C. Cumhurbaşkanlığı makamında Atatürk'e yakışır ve onun koltuğunun gerektirdiği özenle 7 yıldır görev yapmakta olan T.C. Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet SEZER'e; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti temelinde ve kuruluş ilkelerimize sahip çıkarak yürüttüğü çalışmalardan dolayı derin şükran duygularımızı iletmek, gerek içinde bulunduğumuz durum ile ilgili gerekse geleceğe dönük kaygı ve düşüncelerimizi kendileriyle paylaşmak amacıyla, 15 Mayıs 2007 tarihinde Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile birlikte kısa bir ziyarette bulunacağız"
ifadesiyle basına bildirdik.
Haluk ÖZDALGA'nın ihraç stemiyle "Onur Kurulu"na gönderilmesi 25.05.2007
Üyemiz Haluk ÖZDALGA'nın disipline sevk edilmesiyle ilgili kararımızı aşağıdaki ifadelerle basına duyurduk:
Tüzüğümüzün 2. Maddesi olan "AMAÇ" kısmında açıkça yazdığı gibi, üyelerimizin tamamı "Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyeti"ni sonsuza dek korumak görevini yerine getirmekle yükümlüdür.
11. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecine girildiğinden beri Türkiye'de uzun süredir var olan bir sıkıntı gün ışığına çıkmış ve karşı devrimci, din eksenli siyasi partiler, dış güçlerden de destek görerek rejimi değiştirmeye yönelik eylemlerini zirveye taşımak istemişlerdir.
Herkesin bildiği "Ilımlı İslam" projesini yaşama geçirmelerine ramak kalmışken, Türkiye; bütün anayasal kurumlarıyla ve çağdaş yaşamı benimsemiş halkıyla ayağa kalkmış ve bu gidişe; Tandoğan'dan, Çağlayan'dan, Gündoğdu'dan "milyonlarla" dur demiştir.
Bu eylemlerin sonucu olarak ortaya çıkan "22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri" sürecinde, doğal vatandaşlık haklarını kullanarak, siyasi partilerden aday adayı olan üyelerimiz bulunmaktadır; ancak, bu üyelerimizden bazıları, tanımladığımız karşıdevrimci girişimlerin bizzat uygulayıcısı olan partilerden aday adayı olmaya kalkmışlar ve başvurularını yapmışlardır.
Bu bağlamda, "Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyeti"nin düşmanlarıyla işbirliği yapan üyelerimizin tespit edilerek üyelikten ihraç edilmeleri istemiyle "Onur Kurulu"na gönderilmelerine, bu konuda yürütmeye yetki verilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.
Derneğimizin üyelerinden, 86172 kayıt numaralı İnşaat Mühendisi Haluk ÖZDALGA'nın, yazılı basında da yer aldığı üzere, AKP listelerinden aday olmak üzere girişimlerini ciddi boyutlarda sürdürüyor olduğunu öğrenmiş, kendisiyle 25.05.2007 saat: 14:00 itibarıyla telefonla yapmış olduğumuz görüşmeye istinaden de teyit ettirmiş bulunmaktayız.
TMBD Yönetim Kurulu'nun 25.05.2007 tarihinde aldığı karar gereğince, Haluk ÖZDALGA ihraç istemiyle "Onur Kurulu"na gönderilmiştir,
bilgilenmenizi rica ederiz.
EGO - Melih GÖKÇEK ve Doğalgaz Piyasası Kanunu 28.05.2007
25.05.2007 Tarihinde kabul edilen 5669 sayılı "Doğalgaz Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile çok önemli birtakım değişikliklerin yasalaştırılması nedeniyle yaptığımız basın açıklamasında:
Bu yasa ile oluşan durum hakkındaki görüşlerimiz ve taleplerimiz açıklanmıştır:
Görüşlerimiz,
- "EGO'yu tasfiye ederek Melih Gökçek'i kurtarma kanunu" giderayak Ankara halkına atılmış yeni bir kazıktır.
- EPDK'nın bugüne kadarki ihalelerinde 13 ilde 8 dağıtım bölgesinde birim hizmet ve amortisman bedeli - 0.0 YKr - iken Ankara'da 9.5 YKr (95.101 TL) olarak belirlenmiş, soyguna devam etme kararı yasalaştırılmıştır.
- Bu sayede bugüne kadar atılan kazıkların devamlılığı sağlanırken uygulanan fiyat üzerine şimdilik toplamda 2 kuruş daha kazık atılmıştır.
- Ankara halkı bu kanunla, geri dönülmez şekilde Antalya, Gaziantep, Samsun, Konya ve Kayseri gibi Büyükşehirlerimizden 8.1 ile 9.5 YKr arasında daha pahalıya doğalgaz kullanmaya mahkum edilmiştir.
- EGO'yu iflas ettirenler affa uğramış ve sorumluların, batırdıkları kurumun ölüsünden de yağ çıkarmalarına ve nemalanmalarına zemin oluşturulmuştur.
Talebimiz :
- Melih Gökçek'ten EGO paralarının hesabı sorulmalıdır.
- EGO'nun ve Ankara halkının paralarını bugüne kadar "har vurup harman savuran" Melih Gökçek'in bu paraları nerelere harcadığının hesabını; Ankara halkına ve Türkiye kamuoyuna şeffaf bir şekilde vermesine kadar bu kanunun; Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmesini talep ediyor, 22 Temmuz sonrası oluşacak parlamento tarafından geri çekilmesi gerektiğini düşünüyor ve Ankara halkının tekrar tekrar soyulmasına izin verilmemesini istiyoruz.
Türk Telekom'un ADSL kampanyası'nın protesto edilmesi 05.06.2007
04 Haziran 2007 Tarihinde açıklanan kampanya duyurusuyla TTNET:"Türkiye'de internet kullanımının yaygınlaştırılması" gibi "ulvi" bir amaçla ADSL kullanım ücretlerini yarı yarıya (%50) indirmiş ve bu kampanya dahilinde ücretsiz modem dağıtımına başlamıştır. Kampanyanın 4 Haziran - 31 Ağustos tarih aralığında geçerli olduğunu belirtmiş ve "Kampanyadan yararlanabilmek için yeni ADSL abonesi olmak ve ADSL aboneliğini 1 Haziran 2007 tarihinden sonra iptal ettirmemiş olmak gerekiyor." Şartını kampanya duyurusuna eklemiştir.
Bu kampanya ile oluşan durum hakkındaki görüşlerimiz ve taleplerimiz aşağıdaki ifadelerle basına açıklanmıştır:
Görüşlerimiz:
- TTNET'in her türlü yaklaşımla ticari kampanyalar yapmaya tabii ki hakkı vardır,
- Yapılan kampanyalarla yeni kullanıcılar edinmek amaçlanabilir ve onlar adına üstünlük yaratacak unsurlar da yer alabilir (Örneğin: Modemin bedelsiz verilmesi gibi),
- Süre limitleri de bu kampanyalar için ticari yaklaşım ve pazarlama taktiğidir ve normaldir,
- Süreklilik içeren bir konu olan fiyatlandırma hakkında ise mevcut kullanıcıların da bu haktan yararlanması gerektiğini düşünmekteyiz,
- Ayrıca, bu kampanyaya katılmak için "yeni abone olmak" ve "1 Haziran tarihinden önce aboneliğini iptal ettirmiş olmak" şartlarıyla "şark kurnazlığı" yapmayı ise ticari ve toplumsal ahlaka uygun olmayan bir davranış olarak değerlendiriyoruz,
Talebimiz :
Yaz Fırtınası Kampanyası'nın %50'lik fiyat indirimi tüm kullanıcılara uygulanmalıdır.
Eylem Çağrımız :
TTNET'in talebimizi reddetmesi ve bizce yanlış olan bu uygulamasını sürdürmesi durumunda, "mevcut ADSL abonelerini, aboneliklerini iptal etmeye ve eşleri ya da çocukları adına bu kampanya koşularıyla yeni abone olmaya" çağırıyoruz.
Abdulah GÜL'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi ve 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlaması 30.08.2007
Abdullah GÜL'ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili olarak 30 Ağustos 2007 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında aşağıdaki ifadeleri kullandık:
" Türkiye Cumhuriyeti'nin, kalan SON KIRMIZI ÇİZGİSİ, Cumhurbaşkanlığı'na giden yolda Abdullah GÜL'e kırmızı halı oldu."
28 Ağustos 2007 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile karşı devrimcilerin 85 yıldır sürdürdüğü saldırılar amacına ulaşmıştır. ABD'nin bir oyun planı olan "Ilımlı İslam devletleri" projesinin hedefindeki en önemli kilometre taşı olan Türkiye Cumhuriyeti, projenin göbeğine oturmuştur. AB tarafından yürütülen "Sevr"e geri dönüş projesi tüm hızıyla ilerlemekteyken, projenin önündeki bürokratik son engel de ortadan kaldırılmıştır. Bugünden itibaren Türkiye Cumhuriyeti, hızla "siyasal kimlik" ve "fiziksel biçim" değiştirecektir. Uluslararası basının bu konudaki değerlendirmelerine ve zafer çığlıklarına bakılırsa, yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmeleri güdenlerin, en azından kendi iç duygularında, amaçlarına ulaştıkları konusunda şüpheye yer kalmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sistemi çökertmek ve kuruluş felsefesini ortadan kaldırmak göreviyle yükümlü kanserli hücrelerle sarılmıştır. Atatürk ve dava arkadaşlarının birlikte kurduğu ve çağdaş devrimlerle büyüttüğü Türkiye Cumhuriyeti'nin, başlangıçtan itibaren genetiğini oluşturan kodlar dağıtılma tehdidi ile karşı karşıyadır.
Türkiye'nin; Kıbrıs'ta, Irak'ta, Ermenistan konusunda, soykırım iddiaları konusunda, azınlıklar konusunda ve daha birçok konuda kırmızı çizgileri yok edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, kalan son kırmızı çizgisi de Cumhurbaşkanlığı'na giden yolda arkasındaki güçleri temsilen Abdullah GÜL'e kırmızı halı olmuştur. Aslında söz konusu olan ne Abdullah GÜL, ne Tayyip ERDOĞAN ne de benzeri bir başka isimdir. Bu olgunun arka planındaki güçlere bakıldığında, daha ileriki aşamalarda bu kişilerin bireysel tutumlarının ve "eğer varsa" iyi niyetlerinin hiçbir önemi olmayacaktır. Bu durumu yaratan güçler bundan sonraki aşamalarda önlerini tıkayabilecek herkesi anlık kararlarla harcayabilecek ve oyunu sürdürecek ve amaçları doğrultusunda tam anlamıyla nihayete erdirecek diğer taşlarını öne süreceklerdir.
Türk Mühendisler Birliği Derneği olarak bu durumun tespitini yapıyor ve tarihe kendi notumuzu düşüyoruz. Ayrıca, bu tespitte yer alan durumlar karşısında Atatürk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkeleri temelinde bir taraf olduğumuzun ve tavrımızın bu doğrultuda duruş sergilemek biçiminde kamuoyuna yansıyacağının bilinmesini istiyoruz.
Bu vesile ile de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun temelini oluşturan Kurtuluş Savaşımız'ı; kadını-erkeği, çoluğu-çocuğu ile kanlarını dökerek, canlarını vererek kazanan Büyük Türk Halkı'nın zafer gününü anmak üzere düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyor, şer güçlerin; bu zaferi 85 yılda, umdukları gibi sonlandıramayacağını ve gerekirse en baştan başlanacağını bilmeleri gerektiğini hatırlatmak istiyoruz.
TMMOB'ye Bağlı Odalarda 2007 Seçimleri
"Saflar Netleşti, Zaman Geldi" başlığıyla yaptığımız basın açıklamasında TMMOB'ye bağlı odalardaki meslektaşlarımıza seslendik ve çağrımızda:
"TMMOB'ye bağlı odalarda önümüzdeki aylarda yapılacak seçimlerde; yurtsever, ulusalcı, laik, çağdaş, devrimci, demokrat mimar ve mühendisleri Makine Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nin fiilen başlattığı bir örgütlenme olan "14 Nisan Çağdaş Mühendisler / Mimarlar Hareketi" adı altında örgütlenmeye ve bu örgütlenmeyi yaygınlaştırmaya çağırıyoruz.
Meslektaşlarımızı: Kendi odalarında yukarıda tanımladığımız ortak düşüncede olan arkadaşlarımızla bir araya gelerek odalarındaki oligarşik yönetimlere son vermek üzere güçbirliği oluşturmaya davet ediyoruz.
Ortaya çıkacak çoban ateşlerinin yurdumuzu aydınlatacak büyüklüğe en kısa zamanda ulaşacağına ve bu dip dalgasının, önüne çıkacak yapay kaleleri yerle bir edeceğine yürekten inanıyoruz.
Bu inançla, vatanını seven ve emperyalist oyunlara direnen her bir mühendis ve mimar meslektaşımıza başarılar diliyor, hepsini tek tek saygıyla selamlıyoruz."
İfadelerini kullandık.
Türban ve Kapalı Kaplar Kanunu 05.02.2008
Türbanla ilgili tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, olaya biraz da mühendisçe yaklaşarak aşağıda özetlediğimiz vurgularla bir basın açıklaması yaptık:
"PASKAL KANUNU: Kapalı kaptaki bir sıvının herhangi bir noktasında birim yüzeye uygulanan bir kuvvet, kabın şekli nasıl olursa olsun, kap iç yüzeyinin her noktasına, aynı büyüklükte ulaşır."
"Din, üzerinde daha güçlü bir kavram bulunmayan, insanlar üzerinde en üst düzeyde etki yaratma kuvveti bulunan bir basınç kaynağıdır, türban da bu kaynağın, basıncı ileten ve göze görünen en açık aparatıdır."
"Türbanın baskı unsuru olduğu ve basınç oluşturduğu alanlar "kapalı alanlar"dır ve kapalı alanlarda oluşan baskı doğrudan diğer insanların özgürlük alanına müdahaledir ve o insanların özgürlük anlayışları doğrultusundaki davranış biçimlerinin sorgulanması sonucunu doğurmaktadır."
"Türban kapalı alanlara sokulduğunda o alandaki diğer insanlar üzerinde baskı oluşturacaktır. Bu baskının arttırılması durumunda ise, fizik kurallarında olduğu gibi kapalı alanlarda büyük patlamalar olacaktır."
"Toplumsal huzurun bozulmasına ve Türkiye'nin aydınlığa yürüyüşünün durdurulmasına yol açacak bu girişimin durdurulması için iktidar çevrelerini ve onlara destek olan işbirlikçilerini uyarıyoruz ve diyoruz ki:
Pandora'nın Kutusu' nu açmayın."
Kuzey Irak Kara Harekatı 29 Şubat 2008
Genel Kurmay Başkanlığı'nın, terörist faaliyetlerle mücadele etmek amacıyla gerçekleştirdiği Kuzey Irak Harekatı'nın toplumda yarattığı dalgalanma nedeniyle "BİZ BU HALTI NİYE YEDİK" başlığı atarak aşağıdaki basın açıklamasını yaptık:
-----------------------------------------------------
Kısa kesilen Kuzey Irak Kara Harekatı tamamıyla ABD'ye hizmet etmiştir.
ABD, TSK'nın harekatını, kontrol etmekte zorlandığı "Peşmerge" ve "PKK"yı hizaya getirmekte kullanmış ve kendi politikalarına uygun olarak hizaya da getirmiştir.
ABD tarafından "Peşmerge" ve "PKK"ya sahiplerinin kim olduğu hatırlatılmıştır.
Türk Ordusu'nun ABD'nin izin verdiği kadar hareket edebileceği izlenimi tüm dünyada yaratılmıştır.
Türk Ordusu sadece PKK'nın piyonlarından bir miktarını yok edebilmiştir.
Terör örgütünün; şahı, veziri, filleri, atları, kaleleri yakalanamamıştır.
PKK ve Türkiye'deki uzantıları kendileri lehine, yurtiçinde ve yurt dışında propaganda yapma olanağı elde etmiştir.
Bu harekat, sonucuna değmeyecek kadar büyük maddi kayıplara ve şehitlere malolmuştur.
Soruyoruz:
Hiçbir işimize yaramadığına ve hatta karşıtlarımıza yaradığına göre:
"Biz bu haltı niye yedik" ?
-----------------------------------------------------------
Devrim Yasalarına Sahip Çıkıyoruz / Vakıflar Kanunu 3 Mart 2008
Siyasal iktidarın kadın özgürlüğüne ve üniversite özerkliğine türban darbesi indirirken, aynı anda cemaatler devleti kurmanın zeminini atması ile TBMM'de 20 Şubat günü kabul edilen Vakıflar Kanunu adlı yeni yasa, yeni Cumhurbaşkanınca hızla onaylanması ve 27 Şubat 2008 günü Resmi Gazete'de yayınlanması üzerine 35 sivil toplum kuruluşu ile birlikte yaptığımız basın açıklamasında:
"Bu yasa ile Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Ulusu olarak nasıl bir tehdit ve tehlike karşısında olduğumuzu tüm yurttaşlarımızın bilmesi ve AKP iktidarının gerçek yüzünü görmesi gerekir." ifadesiyle,
Bu yasa, Cumhuriyet'in temel ilkelerine aykırıdır.
Bu yasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm dünya ülkeleri tarafından kabul edildiğinin resmi belgesi olan Lozan Barış Antlaşması'na aykırıdır.
Bu yasa, Anayasa'ya aykırıdır.
Avrupa Birliği, bu yasayla adeta bir lobiye dönüşmüş, önümüze "ya AB ya Türkiye" ikilemi koymuştur.
Bizim tercihimiz açıktır. Her zaman ve her koşulda bağımsız, laik, demokratik, sosyal Türkiye Cumhuriyeti'nden yanayız dedik ve bu açıklama altında imzası bulunan Demokratik Kitle Örgütleri olarak;
TBMM çatısı altında bulunan iktidar ve muhalefete üye duyarlı ve yurtsever tüm milletvekillerini; Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşmasıyla çerçevelenmiş ve Cumhuriyet Anayasası ile belirlenmiş 'ulusal bütünlüğünün ve yapısının korunması' adına, 'yeni Vakıflar Kanununun iptali istemi ile' Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya davet ettik.
"Bu yasa yürürlükten kaldırılmalıdır." Diyerek,
Vakıflar sisteminin, bünyesel farklılıkları nedeniyle, "eski vakıf" ve "yeni vakıf" kurumlarını esas alan iki ayrı yasa halinde düzenlenmesi gerektiğini, "eski vakıf"ların Vakıflar Genel Müdürlüğü, "yeni vakıflar"ın İçişleri Bakanlığı denetiminde olması gerektiğini belirttik.
AKP Hakkında Kapatma Davası 20 Mart 2008
AKP'nin kapatılması için açılan dava ile ilgili olarak yaptığımız basın açıklamasında:
"AKP hakkındaki kapatma davası hukuki bir eylemdir.
Hukuk Devleti'nin Laik niteliği korunarak savunulması hepimizin görevidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, tam da olması gerektiği gibi, kendisi için tanımlanan görevini yerine getirmektedir.
Başsavcıyı eleştirmek büyük haksızlıktır ve "Hukuk devleti"ni savunmak anlamında kendisine desteğimiz tamdır."
Diyerek,
Bu kaosun sonucunda küresel konjonktürün de etkisiyle bir yandan ekonomik sorunlar çıkacak bir yandan da Türkiye, "din devletine dönüşüm" ve "darbe" ikilemine mahkum kalacaktır.
Tespitiyle, Yapılacak şeyin: "Merkezde sağın ve solun bir an önce güçlü yapılarla toparlanması olduğunu" belirttik.
Cumhuriyet ve Ulusal Basını Sindirme Operasyonları
35 Sivil Toplum Kuruluşuyla birlikte yaptığımız basın açıklamasıyla,
21 Mart 2008 günü, bugün sabaha karşı, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan Selçuk, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve İstanbul Üniversitesi önceki Rektörü Kemal Alemdaroğlu‘nun da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın gözaltına alınması olayını değerlendirdik:
"Cumhuriyet hukukundan yana olan bizler, bu olayı, iktidarda bulunanların, laik ve demokratik cumhuriyetimizi savunanlarla hesaplaşma girişimi olarak görüyoruz. Bu olayla birlikte siyasal iktidar, demokratik meşruiyetini yitirmiştir. Karşımızda basına, üniversitelere ve yasal siyasi parti liderlerine tahammülsüz bir iktidar bulunmaktadır. Ne yazık ki siyasal iktidar, bu girişimi ile toplumsal barışı dinamitlemekte ve demokratik mücadele sürecini kırmak istemektedir."
Diyerek,
Ülkemizde birlik içinde yaşamanın tek yolunun, Cumhuriyet İlkelerine, gerçeklere ve adalete bağlı kalmakla olanaklı olduğunu vurguladık.
"Unutulmamalıdır ki tüm iktidarlar geçici ama Cumhuriyet‘in kuruluş ilkeleri sürekli ve adalet kalıcıdır. Siyasal iktidarı; basına, üniversiteye, aydınlara ve siyasi partilere karşı başlattığı yıldırma operasyonu nedeni ile kınıyor ve tüm antidemokratik uygulamalara son vermeye davet ediyoruz." İfadeleriyle basın açıklamamızı sona erdirdik.
Abdullah Gül'ün AKP Kapatma Davası Sonrası Sürdürülemez Konumu
"Abdullah GÜL'ün, 31 Mart 2008 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile tarafsızlık konumunu sürdüremeyeceği anlaşılmıştır." Başlığıyla yaptığımız basın açıklamasında gerekli hukuk bilgilerini vererek aşağıdaki tespitleri yaptık ve çağrıda bulunduk:
"Abdullah GÜL Anayasa Mahkemesi'nin erken bir kararıyla suçun ortağı haline getirilmiştir. Mahkemenin bu kararı almasına vesile olan üyeleri Cumhurbaşkanı'nı, konumundan kaynaklanan bir ayrıştırma kaygısıyla ve biraz da telaşla, diğer sanıklardan ayrı bir değerlendirmeye tabi tutarak daha davanın başlangıcında en azından suça bulaşmaktan mahkum etmişlerdir.
Bu durumda da verilen karara göre Abdulah GÜL'ün AKP'nin Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmesinde payı vardır. Bu payla, hem Anayasa'nın 14. Maddesi'nin 1. fıkrasında belirtilen "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." hükmüne, hem de 24. Maddesi'nin 5. Fıkrası'nda yer alan "Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz" hükmüne aykırı davranışların sahibi olup, tarafsızlık konumunu sürdüremeyeceği anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 101. Maddesi'ne göre tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı'nın Anayasa Mahkemesi'nin ara kararıyla kanıtlanmış bir taraflılıkla konumunu koruması her şeyden önce etik değildir ve bu durumun en kısa sürede sonlandırılması gerekir.
Demir-Çelik Piyasasında Fahiş Zamlar 03 Mayıs 2008
Demir Çelik piyasasındaki fahiş artışlarla ilgili olarak özetle, aşağıdaki açıklamayı yaptık ve taleplerde bulunduk:
Türkiye'nin 2008 yılı tahmini enflasyon rakamı % 9.3 olarak açıklanmış durumdayken ve ilk dört aylık enflasyon ise %4 mertebesinde gerçekleşmişken, demir - çelik piyasasında 2008 yılının ilk 4 ayında %100'ü aşan ve bu hesapla "gerçekleşen enflasyonun 25 katı büyüklüğünde" zamlar ortaya çıkmıştır.
Ancak, dünyada 2008 yılının tamamı için %70 olarak gerçekleşmesi beklenen fiyat artışının, ülkemizde daha 2007'nin 11. ayından 2008'in ilk 4. ayına kadar geçen 5 aylık sürede % 110'a varmasının; inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinden başlayarak, ülke ekonomisini bütünüyle büyük bir krize sokacağı açıktır.
Ortaya çıkan gelişmeler göstermektedir ki, büyük bir fırsatçılık söz konusudur.
Ortaya çıkan durum: İnşaat, Beyaz Eşya ve Otomotiv sektörleri için bir afet durumudur.
HÜKÜMETTEN TALEBİMİZ:
Bu bir AFETTİR ve İNŞAAT, OTOMOTİV ve BEYAZ EŞYA Sektörleri için ACİL Önlemler Alınmalıdır.
1- Demir - Çelik ürünleri satıcılarının "rekabet kurallarına aykırı olarak anlaşmalı olarak yaptıkları izlenimi yaratan" fahiş fiyat artışlarının denetlenmesi ve engellenerek cezai yaptırımlar uygulanmalı,
2- İç piyasada ihtiyaç bu denli büyükken ve bu tür bir kriz ortaya çıkmışken, dış piyasaya, özellikle Çin'e yapılan cevher ve hurda demir ihracatına sınırlama getirilmeli,
3- Müteahhitlerimizin daha önceden yaptıkları kontratlar nedeniyle yapmak zorunda oldukları işlerde kullandıkları demir - çelik malzemeleri nedeniyle, enflasyonun kat kat üstünde seyreden fiyat farkından kaynaklanan zararlarının, özel sektörde ve kamuda uygulanmak üzere bir fiyat farkı kararnamesi ile karşılanmalı,
4- Beyaz eşya ve otomotiv sanayicileriyle bir araya gelinip sektörün bu şok fiyat hareketinden zarar görmelerinin önlenmesi sağlanmalıdır.
Bağımsızlık ve Hukuk Çağrısı (Ortak Açıklama)
35 Sivil Toplum Kuruluşuyla birlikte,
"YARGIÇLARI SUSTURMAK,DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNİ TAHRİP ETMEKTİR" başlığıyla yaptığımız ortak açıklamada özetle, aşağıdaki ifadeleri kamuoyuna aktardık:
Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurulu tarafından yapılmış olan basın açıklamaları, iktidar ve yandaşlarının ağır saldırıları ile karşılaşmış bulunmaktadır.
Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurulu, Cumhuriyet‘ten yana taraf olmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün kaynağı doğrudan doğruya Anayasa‘dır.
Bu bildiriler, bir muhtıra değil, çığlıktır. Hukuku koruması gereken sorumluların ve yandaşlarının, bu somut duruma karşın, bir "muhtıra"dan söz etmeleri, açıkça haksızlıktır.
Yargıçlarımız, bildirilerinde, "Yargı Reformu" adı altında başlatılan girişimin, özünde yargı erkinin bağımsızlığını zedeleyeceğine ve yürütmenin , yargıç ve cumhuriyet savcıları üzerindeki baskı ve denetimini artıracağına işaret etmektedirler. Ayrıca "Yargı Reformu Strateji Taslağı"nın yüksek yargı kurumlarımızdan da önce hiçbir hak ve yetkileri olmayan AB çevrelerine sunulmasından ve bu çevrelerden kimi kişilerin sömürge valisi edası ile yargıçlarımıza talimat vermelerinden rahatsızdırlar.
Bütün bu olumsuzluklara karşın, bir kez daha iktidarı ve yandaşlarını gerçeği görmeye, hukuka ve Anayasa‘ya uymaya davet ediyoruz. Ülkemizin gerilimler ve hukuksuzluklar ülkesi olmasını engellemenin tek yolu, akla ve sağduyuya kulak vermekti
ETKİNLİKLER
SMS ve mail mesajları,
Ulusal ve dini bayramlar, yeni yıl, ölüm ve hastalık bildirimleri, önemli tarihsel olaylar ve güncel olarak gelişen duyarlı olduğumuz konularda üyelerimize sık sık cep telefonu mesajları attık. Miting ve toplantıları duyurduk.
TMBD Y.K.'nun T.C. Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet SEZER'i ziyareti 15.05.2007
Görev süresinin yasal olarak dolduğu gün ve aynı zamanda da TMBD'nin kuruluş günü olan 15 Mayıs 2007 günü Sayın Ahmet Necdet SEZER'e ziyarette bulunduk.
Kendilerine verdiğimiz plakette aşağıdaki metin yer aldı:
Sayın,
Ahmet Necdet SEZER
T.C. Cumhurbaşkanı
Değerli Cumhurbaşkanımız,
T.C. Cumhurbaşkanlığı makamındaki görev süreniz boyunca, Atatürk'ün koltuğunun gerektirdiği özenle ve ona yakışır bir biçimde; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti temeline ve kuruluş ilkelerimize sahip çıkarak yürüttüğünüz çalışmalarınızdan dolayı size olan derin şükran duygularımızı iletiyoruz.
Türk halkı size her zaman minnettar kalacaktır.
Saygılarımızla,
TMBD Yönetim Kurulu'nun Cumhuriyet Gazetesi'ne geçmiş olsun ziyareti 30.05.2006
Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan bombalı saldırıları, Danıştay'da gerçekleştirilmeye çalışılan katliam, Cumhuriyet Gazetesi'nin reklamları ile ilgili açılan soruşturma vb. olaylar, iktidarın, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni geri götürmedeki kararlılığının yansımaları olarak tanımladık.
Atatürk ilkelerine ve laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı tüm kesimlerin el ele vererek dayanışma göstermesi ve örgütlü bir biçimde mücadele etmeleri gerektiği düşüncesiyle, herkesi, bireysel davranışları ve aidiyetleri bir kenara bırakarak, yekvücut davranmaya dönük çabalar içinde olmaya çağırdık.
Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerine, yazar ve habercilerine, tüm çalışanlarına ve okurlarına geçmiş olsun diyerek ve her zaman yanlarında olduğumuzu belirterek saygılarımızı sunduk.
DAYANIŞMA
Toplumsal Yardımlar
Türk Mühendisler Birliği Derneği olarak AĞRI'nın Tutak İlçesi Karahan Köyü'nde bulunan Karahan Köyü İlköğretim Okulu'nun zor durumda olan 80 öğrencisine yardım kampanyası başlattık, yürüttük ve sonlandırdık.
Bu kampanya kapsamında çocuklara ANKARA'dan; büyük bir kamyoneti dolduracak miktarda ( 37 kolilik ) bir yardım seti oluşturduk.
23 Nisan'da teslim edilmek üzere yola çıkarmış olduğumuz bu yardım setinde: 2 adet bilgisayar ve bilgisayar masası, çok sayıda kitap, ayakkabı ve giysi ile bol miktarda kırtasiye malzemesi göndermiş bulunmaktayız.
Kampanya TMBD öncülüğünde yürütülmüş olmakla birlikte, gönderilen yardımlar, ODTÜ Mezunları Derneği, Ankara Mimar Kemal İlköğretim Okulu ve Ankara Çankaya Kültür Mahallesi Muhtarlığı'nın işbirliği ile toplanmıştır.
Güçlü Firmalarla Dayanışma
İnşaat sektörünün güçlü firmalarının Yönetim Kurulu Başkanlarına yazılar yazarak destek talebinde bulunduk, bu firmalardan; Yüksel İnşaat, NUROL, NTF İnşaat, EREN İnşaat, TEKFEN İnşaat, ÜÇGEN İnşaat ve BAYTUR İnşaat'tan katkılar aldık.
MİTİNGLER VE TOPLANTILAR
14 Nisan Mitingi'ne Katılım
Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen 14 Nisan Cumhuriyet Mitingi'ne katıldık,
Diğer Cumhuriyet mitinglerine katılım çağrıları yaptık,
9 Şubat 2008'de Ankara Sıhhiye Meydanı'nda gerçekleşen Laiklik Mitingi'nin Düzenleyicileri arasında yer aldık,
Sivas Madımak Oteli Anma Etkinliklerine Katılım,
2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde "Sivas Laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas'ta kuruldu, Sivas'ta yıkılacak, şeriat gelecek, batıl zail olacak" sloganlarıyla yakılarak öldürülen sanatçı ve aydınlarımızın ölüm yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinliklerine katıldık.
Vakıflar Yasası Paneli
Ankara Kurtuluş Parkı içerisinde bulunan Vedat Dalokay Nikah Salonu'nda düzenlenen "Vakıflar Yasası Paneli"nin organizatörleri arasında yer aldık,
Vakıflar Yasası Kitapçığı
35 Sivil Toplum Kuruluşu ile birlikte "Türkiye Cumhuriyeti Tapu Senedi" "SATILAMAZ", "Vakıflar Kanunu Neler Getiriyor" başlıklı kitapçığın basımına katıldık ve Cumhuriyet Gazetesi ekinde Türkiye çapında dağıtılmasını sağladık,
14 Nisan Hareketinin oluşumu
TMMOB'ye bağlı Odalarda 14 Nisan Çağdaş Mühendis ve Mimarlar Hareketi'nin kurulmasına katkıda bulunduk ve yer yer öncülük ettik. İMO 14 Nisan Hareketi web sayfası oluşturduk, diğer odalardaki grupların çalışmalarına web sayfamızda yer verdik.
YEREL AKIL" Çalışması
TMBD bünyesinde "Yerel Akıl" Bülteni hazırlanmasına ve pilot uygulamasını Ankara Çankaya İlçesi'nde başlatma ve Derneğimizin öncülüğünde Çankaya İlçesi'nin 109 mahallesinin muhtarlarının da katılımıyla çalışmaları yürütme kararı aldık.
17 11. 2007 tarihinde Çankaya İlçesi Muhtarlarına bir mektup yazarak çağrıda bulunduk.
Bültenin hazırlanması esnasında TMBD bünyesinde oluşturulacak Çalışma Grubu ve Çankaya İlçesi Muhtarlarını kapsayacak Yayın Kurulu'nun birlikte çalışacağını ve bültenin hazırlığı katılım esasına dayanarak gerçekleştirileceğini bildirdik.
Genel olarak yerel yönetimlerde akılcı çözümleri ve bu konudaki bilgi birikiminin paylaşılmasını esas almayı amaçlayan bu proje ile aynı zamanda Çankaya'nın genelinde ve mahalleler özelinde sorunlar ile çözümleri de tartışılacak ve bu çalışmalar Çankaya halkıyla paylaşılacağını ilettik.
25 Kasım 2007 Pazar günü HARB-İŞ Sendikası'nın konferans salonunda toplanarak çalışmalarımızı başlattık, web sayfamızdan da takibini ve bilgi paylaşımını sağladık.
Anıtkabir Buluşması
2 Şubat 2008 Tarihinde, Sivil Toplum Kuruluşlarının "Laik Demokratik Cumhuriyete karşı yapılan saldırıları kınamak" amacıyla gerçekleştirdiği "Anıtkabir Buluşması"na katıldık.
Protesto Eylemleri
Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve Kuğulu Park'ta günlerce süren protesto eylemlerine katıldık ve öncülük ettik.
İlhan Selçuk'un tutuklanmasını protesto amacıyla Ankara Sakarya Caddesi'nde diğer Sivil Toplum Kuruluşlarıyla birlikte protesto eylemi düzenledik,
TBMM'den talep
TBMM Bütçe Komisyonu'na bir yazı yazarak, STK'ların kira ödemelerinden kaynaklanan stopaj vergilerin kaldırılması ve geçmiş borçlarının cezalarıyla birlikte affedilmesi konusunun yeni yasal düzenlemelerle birlikte ele alınması çağrısında bulunduk.
Komisyon üyesi milletvekillerine bu talebimizin dağıtılmasını sağladık.
60. Yıl Gecesi
15 Mayıs 2008 perşembe akşamı Ankara BİLKENT OTEL'de gerçekleşen 60. YIL Kutlama ve Ödül Töreni Gecemizde Yönetim Kurulu Kararı ile, çok değerli; kişi, kurum ve kuruluşlara ödüller verdik.
Gecemize T.C. 10. Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet SEZER, sayın Semra SEZER hanımefendi ile birlikte ONUR KONUĞU olarak katıldılar ve bizleri onurlandırdılar.
Gecemizde Yargıtay Cumhuriyet Onursal Başsavcısı Sayın Sabih KANADOĞLU'na da "Demokrasi Ödülü" verirken,
TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı sayın, Dr. Sani ŞENER'e "BAŞARI ÖDÜLÜ", TESAV ve SDD Başkanı Sayın Erol TUNCER'e ve TMBD Onur Kurulu Üyesi Sayın Levent TOSUN'a "ONUR ÖDÜLÜ", Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi ve Köşe Yazarı Sayın Fikret BİLA'ya ve Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazarı/Bilim Teknik Eki Editörü Sayın Orhan BURSALI'ya "BAŞARILI GAZETECİ ÖDÜLÜ", Uşak Milletvekili Sayın Prof. Dr. Osman COŞKUNOĞLU'na ve Ankara Milletvekili Sayın Emrehan HALICI'ya "BAŞARILI MİLLETVEKİLİ ÖDÜLÜ", ASELSAN ve USİAD'a "KURUMSAL BAŞARI ÖDÜLÜ",
KANAL-B'ye "BAŞARILI TV KANALI ÖDÜLÜ" verdik.
Bilkent OTEL'de gerçekleştirdiğimiz Gecemizin sunuşlarını Tiyatro Sanatçıları Bahadır TOKMAK ve Turgay YILDIZ yaptılar. Gecede; TRITON Klasik Müzik Grubu, Özdemir ERDOĞAN ve Grubu ile Faruk DEMİR ve Saz Ekibi'nin müzikleri ile güzellikleri üyelerimiz ve konuklarımızla paylaştık.
Etkinlik sonrasında da Gecenin resim ve DVD'lerini Sayın SEZER'e, Sayın KANADOĞLU'na, ödül alan ve veren değerli konuklarımıza, ayrıca sanatçılarımıza, yaptığımız ziyaretlerle verdik.
BASIN HABERLERİ
Hürriyet Ankara 20 Mayıs 2008
TMBD 60.yıl gecesinde Ahmet Necdet Sezer ve Sabih Kanadoğlu haberleri
Hürriyet Ekonomi 18 Mayıs 2008
Sani Şener'e başarı ödülü haberi
Cumhuriyet 17 Mayıs 2008
Orhan Bursalı'ya ödül haberi
Yeni Şafak 17 Mayıs 2008 (Anasayfa Manşet)
TMBD 60.yıl gecesinde Ahmet Necdet Sezer ve Sabih Kanadoğlu haberleri
Hürriyet Ekonomi 16 Mayıs 2008
Otomotiv, inşaat ve beyaz eşyaya çelik zammı haberi
Sabah 23 Nisan 2008
TMBD'nin Ağrı Karahan Köyü İlköğretim Okuluna Yardım haberi
Hürriyet 21 Mart 2008
AKP'nin Kapatma davası haberi
Tercüman Gazetesi 6 Şubat 2008
Türban ve Kapalı Kaplar Kanunu haberi
Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknik Eki Şubat 2008
Türban ve Kapalı Kaplar Kanunu haberi
Hürriyet Ekonomi 26 Aralık 2006
Havayolu Şirketlerinin kampanyalarının Rekabet Kuruluna şikayet edilmesi haberi
Avrasya TV 6 Haziran 2007
Telekom ADSL Kampanyası Haberi
Anadolu Ajansı 26 Mayıs 2007
Haluk Özdalga'nın TMBD Disiplin Kurulu'na ihraç talebi ile sevk edilmesi
Hürriyet 25 Mayıs 2007
Ak Parti ısrarı ihraç getirdi haberi (Haluk Özdalga'nın TMBD Disiplin Kurulu'na ihraç talebi ile sevk edilmesi)
Haber-7 16 Mayıs 2007
Sezer veto sinyali haberi (TMBD'nin Cumhurbaşkanı Sezer'i ziyareti)
Olay TV Ana Haber Canlı Yayın 10 Ocak 2007
Irak'ta Al-Asad Havaalanında düşen uçakta ölen Türk Mühendislerinin haberi
Kanal-B TV Üretimden İhracata Programı
Canlı Yayın 2006
Devrim otomobilleri ve Ulusal Sanayi konulu oturum
Ulusal Kanal
2006-2008 döneminde çeşitli zamanlarda Ana Haber Bültenlerinde yayınlanmak üzere mühendislik, mimarlık ve toplumsal olaylar konularında verilen demeçler verilmiş ve yer almıştır.
Diğer
2006-2008 döneminde çeşitli tarihlerde; ulusal haber ajanslarında, internet haber sitelerinde ve ulusal yayın yapan; Kanal-D, ATV, STAR, CNN-TÜRK, NTV, KANALTÜRK gibi Televizyon kanallarında, önem değerine göre yer alan haberlerimiz olmuştur.