BASIN AÇIKLAMASI
TARİH : 19.08.2008
KONU : TÜBİTAK KANUNU
“Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yaptırdığı değişiklikler; doğrudan TÜBİTAK’ın yönetimini ele geçirmeyi ve akla dayalı bilimsel çalışmaların lokomotif gücü olan TÜBİTAK’ın, tüm unsurlarıyla birlikte siyasi temelli amaçlara hizmet eden bir kuruma dönüştürülmesini amaçlamaktadır.”
“Burada temel sorun olan kavram: TÜBİTAK’ın ÖZERK bir bilim kurumu olabilmesidir.
Bunu öngörmeyen hiçbir yasa değişikliğinin iyi niyetli olduğundan söz edilemez.
Bilimi ve aklı özgür bırakma ya da esir alma gayretleri Türkiye’nin temel çatışmasıdır.”
AKLI VE BİLİMİ ESİR ALMA GAYRETLERİ
VE
TÜBİTAK
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ( TÜBİTAK ) Kanunu 1963 tarihinde yürürlüğe girmişti. 31/7/2008 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5798 sayılı yeni Kanun Abdullah Gül tarafından onaylandı ve yürürlüğe giriyor.
Öncelikle TÜBİTAK’ta oynanan oyunu iyi anlamak için yapılan değişiklilerin kronolojisine bir göz atmak gerekiyor.
TÜBİTAK kanunu 1963’ten sonra 1987 yılındaki 294 sayılı ve 1993 yılındaki 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ve 2003 yılındaki 5016 sayılı kanun değişikliğiyle epeyce biçin değiştirerek bugüne kadar gelmiştir.
1987 yılında ÖZAL’ın Başbakanlığı ve Kenan EVREN’in Cumhurbaşkanlığı döneminde çıkarılan 294 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre TÜBİTAK bir Yönetim Kurulu ile yönetilir hale getirilmiştir ve “Yönetim Kurulu’nun, biri Başkan sekizi üye olmak üzere dokuz kişiden teşekkül edeceği, Yönetim Kurulu Üyeleri’nin, müşterek kararla atanacağı” Kuralı getirilmiştir.
1993 yılında Süleyman DEMİREL’in Cumhurbaşkanlığı, Tansu ÇİLLER’in Başbakanlığı ve Erdal İNÖNÜ’nün Başbakan Yardımcılığı döneminde 498 sayılı KHK ile yeniden Bilim Kurulu’na geçilmiştir:
“Bilim Kurulu’nun, Başkan ve on iki üyeden oluşacağı, Kurulu`n oniki üyesinden sekizinin, müspet bilimler alanında eser, araştırma ve buluşlarıyla tanınmış kişiler arasından, diğer dördünün özel veya kamu kesiminden üstün nitelikli hizmetleriyle tanınmış kişiler arasından seçileceği belirtilmiş, ilk gruptaki sekiz üyenin en az yarısının Türkiye Bilimler Akademisi asli üyesi olması zorunluluğu getirilmiştir.”
“Açılacak üyelikler için ise Kurul tarafından gizli oyla ve üye tamsayısının çoğunluğu ile seçim yapılacağı” kural haline getirilmiştir.
2003 Yılında Tayyip ERDOĞAN’ın Başbakanlığı esnasında çıkarılan Türkiye Bilimsel Ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanuna Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun (5016 sayılı) Çıkarılmış,
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte boş bulunan Bilim Kurulu üyeliklerine, 4 üncü maddede belirtilen niteliklere uygun kişiler arasından, 4 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen oranlar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere Başbakan tarafından atama yapılacağı” ve “Başkan’ın bir defaya mahsus olmak üzere Başbakan’ın teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı” kuralı getirilmiştir.
AKP’nin TÜBİTAK Yasası’nda yaptığı bu değişiklik; dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından "veto" edilmiş, 29.1.2004 tarihinde, Anayasa Mahkemesi tarafından: “ Anayasa’ya aykırılığı konusunda güçlü belirtiler bulunduğu ve uygulanması halinde sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların doğabileceği gözetilerek, esas hakkında karar verilinceye kadar” yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiş ve peşinden de iptal edilmiştir.
Bu özeti yaptıktan sonra Bilim Kurulu’nun oluşumu ve “özerklik” sağlamaya dönük gelişimi ile ilgili sürece de bir göz atmak gerekiyor.
Bu bağlamda öncelikle, ilk kanunun ve sonraki KHK’lar ve kanun değişikliklerinin Bilim Kurulu oluşumu için ortaya koyduğu geçici ve kalıcı kurallara bakalım:
1963yılında yürürlüğe giren 278 sayılı ilk kanunun Geçici 1. Maddesine göre:
Başbakan bir defaya mahsus olmak üzere, dördüncü maddenin (a) fıkrasındaki özelliklere uygun olarak, üniversiteler tarafından, üniversite içinden veya dışından gösterilecek üçer aday ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tespit edilecek üç aday ve Milli Savunma, Bayındırlık, Sağlık ve Sosyal Yardım, Tarım, Sanayi Bakanlıkları tarafından tespit edilecek birer aday arasından beş üye seçer. Bu seçilen üyeler dördüncü maddenin (a) fıkrasında gösterilen özellikleri taşımak şartıyla ve gizli oyla geri kalan üyeleri seçerler.
İlk kanunun Geçici 2. Maddesine göre ise:
Bilim Kurulunun ilk kuruluşunu takip eden ikinci yıl sonunda bir defaya mahsus olmak üzere ad çekme yolu ile ayrılacak beş üyenin yerine Kurumun geri kalan üyeleri tarafından yeniden beş üye seçilir.
1993 yılında çıkarılan 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici maddelerine
göre ise
- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 ncü maddesinde öngörülen Bilim Kurulu`nun ilk kuruluşu
şu şekilde yapılır:
Başbakan, bir defaya mahsus olmak üzere, 4 ncü maddede belirtilen niteliklere uygun kişiler
arasından dördü özel ve/veya kamu sektöründen olmak üzere 8 üyeyi atar. Bu üyeler aynı
maddenin (a) bendinde belirtilen niteliklere uygun kişiler arasından geri kalan 4
üyeyi gizli oyla seçer.
- Bilim Kurulu`nun ilk oluşumundan sonraki ikinci yıl sonunda, bir defaya mahsus olmak üzere,
ad çekme usulü ile ayrılacak 6 üye yerine, Kurulun geri kalan üyeleri tarafından 4’ncü maddede
öngörülen şart ve niteliklere sahip kişiler arasından yeni 6 üye seçilir.
1 Eylül 2008’de yürürlüğe girecek olan yeni yasada ise :
“On iki üye ile Başkandan oluşan Bilim Kurulu’nun altı üyesinin, beşinin Bilim Kurulu tarafından belirlenen on, biri Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu tarafından belirlenen iki aday arasından Başbakan tarafından seçileceği.”
“Bilim Kurulunun üç üyesinin, Türkiye Bilimler Akademisinin asli üyeleri arasından olmak üzere, Bilim Kurulu tarafından belirlenen altı aday arasından Başbakan tarafından seçileceği.”
“Bilim Kurulunun üç üyesinin ise biri Bilim Kurulu tarafından belirlenen iki ve ikisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından belirlenen dört aday arasından Başbakan tarafından seçileceği.”
Kural haline getirilmiştir.
Bu yeni yasanın 7. Geçici Maddesine göre ise:
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Bilim Kurulu üyesi olan kişiler, dört yıl için yeniden atanmış sayılacağı” belirtilmekte,
“Bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden on beş gün içinde, Bilim Kurulu’nun biri Bilim Kurulu dışından olmak üzere iki başkan adayı belirleyerek Başbakana sunacağı, Başbakan’ın bu adaylardan birini seçerek Başkan olarak atanmak üzere Cumhurbaşkanına sunacağı; bu adayın Cumhurbaşkanı tarafından dört yıllık bir süre için Başkan olarak atanacağı.” Kurallaştırılmıştır.
SONUÇ OLARAK
“Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yaptırdığı değişiklikler; doğrudan TÜBİTAK’ın yönetimini ele geçirmeyi ve akla dayalı bilimsel çalışmaların lokomotif gücü olan TÜBİTAK’ın, tüm unsurlarıyla birlikte siyasi temelli amaçlara hizmet eden bir kuruma dönüştürülmesini amaçlamaktadır.”
En basitiyle bakıldığında 1963 yılında çıkarılan ilk kanunda ve 1993 yılında Erdal İNÖNÜ’nün Başbakan Yardımcılığı dönemindeki değişikliklerde, başlangıçta üst otoritelerce bir kurul belirleniyor olmasına rağmen 2 yıl içinde bu kurulun üyelerinin yarısı kurayla çekilerek boşaltılıyor ve boşalan üyeler Bilim Kurulu tarafından seçiliyor. Üst otoritenin başlangıçtaki zorunlu görevinin sonucu olan Bilim Kurulu kendi özerkliği yönünde önemli bir yol alıyor. ÖZAL’ın ve Recep Tayyip ERDOĞAN’ın getirdiği diğer değişikliklerde bu özen gösterilmiyor.
“Burada temel sorun olan kavram: TÜBİTAK’ın ÖZERK bir bilim kurumu olabilmesidir.
Bunu öngörmeyen hiçbir yasa değişikliğinin iyi niyetli olduğundan söz edilemez.
Bilimi ve aklı özgür bırakma ya da esir alma gayretleri Türkiye’nin temel çatışmasıdır.”
Saygılarımla,
Bülent GÜRSOY