TÜRK MÜHENDİSLER BİRLİĞİ DERNEĞİ
BASIN AÇIKLAMASI
KONU : DEMİR-ÇELİK PİYAYASI, OYAK VE KAPİTALİST YÜZSÜZLÜK
TARİH : 22.08.2008
Dün Reuters'ten gelen bir haberin başlığı şöyle:
"Erdemir net kârı ikiye katlayacak"
Haberin detayında ise şu bilgiler var:
"Türkiye'nin en büyük yassı çelik üreticisi olan Erdemir'in ilk yarı net kârının, ikinci çeyrekte devam eden yüksek çelik fiyatlarının etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 80 artması bekleniyor. Reuters'ın anketine katılan analistlerin tahmin ortalamasına göre şirketin ilk yarı sonunda konsolide net kârı 674 milyon YTL olarak bekleniyor. Bu, geçen yılın aynı dönemindeki 376 milyon YTL'ye göre yaklaşık yüzde 80'lik bir artışa karşılık geliyor."
"Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Grubu Üst Yüneticisi Coşkun Ulusoy, iştirakleri Ereğli Demir Çelik Fabrikaları'nın (Erdemir), bu yılın tamamı için yaklaşık 1 milyar YTL net kâr elde etmesini öngördüklerini haziran ayında söylemişti."
Bu haberden yola çıkarak basınımızın değerli kalemlerinin ve kamuoyunun dikkatini, konu olan olaydaki; sevimsizliğe, çiğliğe ve yüzsüzlüğe çekmek istiyoruz.
Demir-çelik sektöründe; önceden açıklanan yıllık enflasyon tahmini rakamının 25 katına varan ve %120'lere ulaşan fahiş zamlarla ilgili olarak, "bu bir afettir" diyerek 30 Mayıs 2008 tarihinde basına duyurduğumuz, "fırsatçılık yapılıyor" olduğunu haykırdığımız, inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde büyük krizlere, iflaslara, kapanmalara ve işsizliğe neden olacağını belirttiğimiz demir-çelik zamları bakın nasıl bir övünme sebebi oluyor.
Erdemir 1 milyar YTL net kâr elde edecekmiş.
Erdemir'in ve OYAK'ın elde edeceği kâr, demir-çelikle iş yapan tüm sektörlerde zarar hanesine yazılıyor ve ocaklar batırıyor. Yılların birikimiyle oluşmuş firmaları zora düşürüyor, mühendisleri ve teknik adamları işsiz bırakıyor, ilgili sektörlerin işçilerini hem işsiz hem de aç bırakıyor.
Devletin fiyat farkı kararnameleri çıkarmasına ve yine bizim paralarımız olan paraların zamlar nedeniyle mağdur olan yüklenicilere ödenmesine neden uluyor.
Oynanan bu kapitalizm oyunlarının vahşi kapitalizm dönemlerinde oynanan oyunlardan ne farkı var? Hele ki oyunculara bakıldığında durumun çok daha vahim olduğu görülüyor. Ticaretin dışında misyonlar taşıdığı ve değerleri olduğu havasını yaymaya çalışan bir takım kuruluşların bu oyunların oyuncusu olması ayrıca değerler karmaşası ve psikolojik çöküntü yaratıyor.
Bu halk kime güvenecek, nasıl huzurlu yaşayacak, devlete, kurumlara ve güvenilir varsayılan kuruluşlara karşı inançlarını nasıl koruyacak?
Devlet devletse, kararnameyle vereceği fiyat farklarını, bu firmaların kârlarından paylarına düşen kadarıyla tahsil etmeli, bu konuda da "kâra el koyma" kararnamesi çıkarmalıdır.
Saygılarımızla,
Bülent Gürsoy
TMBD Genel Başkanı