BASIN AÇIKLAMASI 

Tarih               : 15.04.2007

Konu               : 14 Nisan Cumhuriyet Mitingi ve TMMOB, DİSK, KESK, TTB'nin Kınanması


Değerli Basın Mensupları,

Türk Mühendisler Birliği Derneği olarak 14 Nisan 2007 cumartesi günü Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen Cumhuriyet Mitingi ile ilgili bir takım değerlendirmelerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Öncelikle basın organlarında günlerdir yapılan tespitlere ek olarak tarihe not düşmek amacıyla birkaç noktayı daha ortaya koymak gerektiği inancındayız:

1- Anıtkabir, sevgi dolu milyonlarca insanımızın artan bir oranla sürekli ziyaret ettiği  bir başvuru odağı olmasına rağmen "hiç bir zaman bu şekilde ve bu güzellikte halkla bütünleşmedi". İnsanlar; Anıtkabir'in tören alanında ve merdivenlerde yerlere oturmuş, Anıtkabir'in duvarlarından aşağıya sarkan bir durumda bulunuyorlardı, içeride her zaman sessiz olan topluluklar mozole alanında bile isyanlarını haykırıyorlardı ve daha önce hiç yaşanmadığı bir şekilde, çok daha fazla, duygularını sınırsız bırakmışlardı. "Sanki Atatürk'le yüz yüze konuşuyorlardı" ve buna kimse dur diyemiyordu. 

2-Türkiye'nin gerçekten aydınlık insanları tamamıyla oradaydı; çocuklar, gençler, kadınlar, yaşlılar, emekçiler, çiftçiler, esnaflar, işadamları, üniversiteliler, akademisyenler, doktorlar, mühendisler, mimarlar vs. vs. herkes oradaydı. "DİSK'in TMMOB'nin, TTB'nin ve KESK'in bu toplantıya destek vermemesi aydınlar adına çok büyük bir ayıptı"; ancak, "bu örgütlerin bütün tabanları oradaydı". "Sadece; halktan ve tabanından kopuk, aydın geçinen ama emperyalistlerin neon ışıklarının altında aydınlanan, aslında antiemperyalist görünüp emperyalizme hizmet edenler yoktu orada". Orada gerçek devrimciler vardı. Böyle bir topluluğu "darbecilere destek vermek"le suçlayan yukarıda saydığım (bizim de aynı tarafta bir parçası olduğumuz) örgütler bu mitinge destek vermediler. Kurumsal olarak karar almasalar bile desteklemeleri gerekiyordu; ancak yapmadılar. Böyle bir topluluğu darbecilere destek vermek"le suçlamak kadar komik bir algılama içinde olunamaz diye düşünüyoruz. Tüm tersi yöndeki çabalara ve algılatmalara karşın bu şekilde düşünenleri utandıracak derecede mahşeri bir kalabalıkla gerçekleşti miting. 

Yukarıdaki tespitlerimiz ışığında bizler; TMBD olarak, öncelikle mesleki alanlarımızı ilgilendiren ve bizim de aynı kampta yer alarak desteklediğimiz TMMOB yöneticilerini olmak üzere; DİSK, KESK ve TTB yöneticilerini yukarıda belirttiğimiz tavırlarından dolayı KINIYORUZ

Bu notları düştükten sonra birkaç değerlendirme daha yapmak ihtiyacını duyuyoruz:

Kınadığımız örgütlerin yöneticileri mitinge engel olmak üzere, fikirlerini özetle 68'liler Dayanışma Derneği'nin basın açıklamasında ifade bulan görüşlerle şu şekilde ortaya koydular:

"Halkımızı, - bizi desteklemezseniz Laik Cumhuriyet ve yaşam tarzınız tehlikeye düşer - diyerek tehdit eden ve korkutarak 12 Eylül rejiminin devamına destek arayan, bu demokrasi düşmanı ve bir çeşit BAAS rejimi özlemcisi karanlık güçlere geçit vermeyelim ........... kamuoyunu, ADD tarafından düzenlendiği görülen,14 Nisan Mitingi'ne katılmamaya davet ediyoruz".

Değerli basın mensuplarımız:

Bu mitingi düzenleyen 300'ü aşkın bağımsız toplum kuruluşunu görmezden gelerek, düzenleyicileri ve katılanları açıktan darbecilikle suçlayan bu örgütlerin yöneticileri gerçekte emperyalist oluşumların ve bölücü unsurların etkisi altında kalarak bu davranışları ortaya koymaktadırlar.

Evrensel değerleri benimsediğini ve insanların; etnik, dinsel ve diğer farklarını öne çıkarmama terbiyesi olan devrimcilik ruhunu temsil ettiğini iddia eden bu örgütlenmelerin yöneticileri bir süredir, özgürlük savunuculuğu aldatmacası altında, AB ve ABD planları doğrultusunda, bu ayrımlarla politika yapıyorlar.

Bu kişiler fildişi kulelerden halka sesleniyorlar, ama maalesef konuştukları yükseklikten bu halk onları duyamıyor, hiç bir zaman da duyamayacak. Bugüne kadar omuz omuza mücadele ettiğimiz ve kitle desteğimizi vererek yönetimlere gelmelerini sağladığımız bu yöneticiler ve onlarla aynı görüşleri paylaşan destekçileri; yeri geliyor Deniz Gezmiş'e sığınıyorlar, yeri geliyor bizlere "Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını siz öldürdünüz" diyecek kadar da alçalıyorlar. Oysa, bugünlerde yaptıkları, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kemiklerini sızlatıyor diye düşünüyor, keşke onlar kadar gerçek devrimciler olabilseler ve gerçekten antiemperyalist davranabilseler diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz. Görüyoruz ki, bu gruplar günden güne zavallılaşıyorlar, ne yazık !

Onlara bir ufak hatırlatma notu düşüyoruz:

Deniz Gezmiş'lerin 1 Kasım 1968'de düzenlediği Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nün çağrısını tekrar tekrar okuyup utanmaları gerekiyor diye düşünüyoruz. Eğer utanacak yüzleri varsa tabii. Nasıl çeliştiklerini fark edebilirler belki diye.

"Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü düzenleyen
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Türk halkına çağrısı:

Büyük Türk Milleti!

Atatürk için toplanalım!

Mustafa Kemal'in Milli Kurtuluş idealini yaşatmak için,

Mustafa Kemal devrimine saldıran karanlık güçlere dur demek için,

Milletçe yabancı uşaklığına düşmekten kurtulmak için,

Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye için,

Gazi Mustafa Kemal'in Milli Kurtuluşçu saflarında toplanalım !

Yaşasın Türkiye! Yaşasın yarının bağımsız Türkiye'si için mücadele!" 

Değerli Basın Mensupları, 

Kimler görmezden gelmeye ve üstünü örtmeye çalışırsa çalışsın, çok açık bir gerçek var ki, o da: 14 Nisan günü meydanlara çıkan ve hiçbir bağımlılığı olmayan milyonu aşkın insan, onların bahsettiği teorik ve zorlama görüşlerin hiçbirini ciddiye almadan oradalardı. Dertleri; ne ADD, ne CHP, ne DSP ne İP ne de başka bir örgütlenme idi, tam aksine hep birlikte neyi temsil ettiklerini çok iyi biliyorlardı, tavır koymazlarsa gelecekte kendilerini ve çocuklarını nelerin beklediğinin fazlasıyla farkındalardı, kendi kendilerine edindikleri görevlerini layığıyla yaptılar, tekrar tekrar da yapmaya hazırlar. 

Bu mitingi karalayan görüşlerin sahipleri neye hizmet ettiklerinin farkında olmadan (eğer farkındalarsa çok daha acı) küçük guruplarla büyük örgütlenmelerin yönetimlerini işgal ediyorlar. 14 Nisan'dan itibaren birçok şeyin değişeceği gibi bu da değişecek. Gerçek halkın önünde kimse duramaz, hele ki yapay güçlerle ve görüntülerle hiç duramaz. 

Türkiye yeniden uyanıyor, Anadolu yeniden ayağa kalkıyor. 

Onlar akvaryumların içerisinde camdan bakıp insanları küçümserken, "akvaryum solculuğu" yaparken, Tandoğan Meydanı'ndaki insanlar canlarını dişlerine takıp mücadele etmeye hazır olduklarını haykırıyorlar.

Sonuç olarak:

Bu tür eylemler safları tanımlıyor, tercihleri netleştiriyor ve karanlıkta aydınlık taslayanlara ışık tutulmasını ve onları tanımamızı da sağlıyor. 

Değeri dostlar, 

Çağdaş Türkiye'nin Aydınlık insanlarına selam olsun, 

Selam olsun Atatürk devrimlerinin yeşerdiği toprakların; laik, demokrat, özgür insanlarına. 

Saygılarımızla,

Bülent Gürsoy

Genel Başkan