"YAPI VE KENTTE BİLİŞİM 2006" KONGRESİ
"BİLİŞİMLE KENTLEŞME" AÇIŞ KONUŞMASI
Değerli Konuklar,
Türk Mühendisler Birliği Derneği, Türkiye Belediyeler Birliği ve Türkiye Belediyeler Birliği'nin birlikte düzenlediği "Yapı ve Kentte Bilişim" kongresinin 4.'süne hoşgeldiniz.
Konumuz kentte-bilişim olunca, aslında, bunun birkaç ayağı var, biri e-belediye ve aslında buna e-yerel yönetim dememiz gerekiyor, diğeri bilişim özel sektörü ve en önemli ayağı da e-devlet; hepsini bir bütün olarak düşünmek lazım. Bunun kendi içerisinde ilişkide olduğu birsürü alan var; iş dünyası var, devlet var, vatandaş var, sivil toplum örgütleri ve diğer benzeri örgütlenmeler var. Bunların hepsini e-devlet, e-yerelyönetim bütünlüğü içerisinde düşünmek, değerlendirmek gerekiyor.
İş dünyası kendi içerisinde birçok şeyi çözmüş görünüyor, ticaret merkezleriyle, bankalarıyla ve benzer uygulamalarıyla; bunlar bütün teknolojiyi en son noktada kullanıyorlar. Devlet aşamasına geldiğimizde, Nüfus İdaresi kendi içinde bir çalışma yapıyor, MERNİS var, tapu, maliye, sanayi, ticaret, askerlik, telekomünikasyon, emniyet, sağlık kuruluşları, sosyal güvenlik kurumları, TÜBİTAK vesaire; bunların hepsi kendi içlerinde, belki bazı mükemmel şeyler de yaparak çalışmalarını yürütüyorlar, ama burada temel sorun, bunların arasındaki ilişkilerin kurulması ki en ciddî sıkıntı da orada.
En önemli noktalardan biri konumuzun da temelini oluşturan yerel yönetimler. Yerel yönetimler de; başta belediyeler, özel idareler, muhtarlıklar olmak üzere hepsini kapsıyor ama, yine, bu yerel yönetimlerin gerek; iş dünyasıyla, halkla, sivil toplum örgütleriyle gerekse e-devlet yapılanmalarıyla ilişkilerinde çok ciddî problemler var. Yine kendi içlerinde yaptıkları çalışmalar genelde otomasyon düzeyinde kalıyor.
Birtakım belediyeler bunu iyi bir şekilde yapıyorlar, yapmaya çalışıyorlar. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar tam olarak da bu işi bitirmiş olan belediye de yok, halen birsürü eksiklikleri var; ama, iyi gelişmeler var, iyi örnekler var. Nilüfer Belediyesi bu konuda iyi örnekler sunuyor. Odunpazarı Belediyesi iyi çalışmalar yapıyor tam olarak bitmediyse de. Bu çabalar sürmekle birlikte, halen ciddî anlamda eksiklikler var.
Bu işin, halkın beklentilerini karşılamak anlamında, belediyenin normal günlük işlemlerinin yürümesi anlamında yapılan kısmı var, bir de öbür taraftan katılımla ilgili, demokrasiyle ilgili kısmı var. En önemli kavramlar verimlilik, saydamlık ve katılım olarak ortaya çıkıyor. Verimlilik ve saydamlık dediğimizde, belediyenin yapılan bütün işlemlerinin kayıt altına alınması ve görülebilir olması gerekiyor. Buna dönük de bilgi sistemlerinin tamamıyla kurulması ve sunulması gerekiyor. Özellikle web tabanlı sistemlerle halka sunulması, belki, o saydamlığı, şeffaflığı ortaya çıkarıyor.
Bu arada, halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak; vergi ödemeden tutun, başka şeyleri sağlayacak kolaylıkları ortaya koyması gerekiyor. Diğer taraftan da, katılım dediğimizde, bu sistemlerin halkın kararlara katılabilirliğini sağlaması gerekiyor. Eğer, bu ayaklardan herhangi biri olmuyorsa eksik kalıyor ve bütün bunları da devletle, e-devletle bağdaştırmıyorsanız; "tapuyla, nüfusla, maliyeyle", yine bu iş olmuyor, hep yarım kalıyor.
Buna dönük birsürü çalışma yapmak da gerekiyor ki, burada hem özel sektöre hem devlet kurumlarına hem gönüllü kuruluşlara ciddî anlamda görevler düşüyor. Ben, burada, Türkiye Belediyeler Birliği'nin özellikle önemli görevler üstlendiğini, üstlenmeye çalıştığını görüyorum, çok da değerli çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü bu konularla ilgileniyor, Ama çok daha fazla sorumluluk üstlenmeleri gerekiyor diye düşünüyorum, biraz daha olayın içine girmesi, elini atması, sahiplenmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bunlar da sonuçta, bu işlerin, herkesin beklentisine uygun şekilde düzenlenmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.
Bütün bunları yapmak için de eğer bilişimde dönüşüm istiyorsak, ilgili bütün kurum, kuruluş ve toplum bireylerinin, gönüllü kuruluşların bakış açılarını aynı şekilde bir araya toplamaları gerektiğini düşünüyorum; yani, ortak bir fikre varıp, bu fikir doğrultusunda da sonuç alıcı kararlar alınması gerektiğini, daha sonra da uygulanması gerektiğini düşünüyorum.
Bu işin bir teknik, bir sosyal boyutu var. Teknik boyutunda otomasyon boyutu var; bu, kurum içi, yani belediyenin kendi içi, başka kurumların kendi içi; ilçenin ille ilişkisi, ilçenin büyük şehirle ilişkisi gibi bir otomasyon olayı var.
Teknik boyutun ikinci bölümü entegrasyon: Kurumların birbiri arasında ilişki. Bunlarla ilgili birsürü sorun var, bunlar bir yandan çözümlenmeye de çalışılıyor.
Sosyal boyutu ele aldığımızda ben, fırsat eşitliği diye bir şey daha ekliyorum, yani katılım ve fırsat eşitliği. Tabiî, o "saydamlık ve verimliliğinin" yanındaki kavramlar olarak. Burada fırsat eşitliği deyince; belediyelerin bütün yaptığı hizmetleri, halk adına yaptığı hizmetleri, bu teknolojiden de yararlanarak herkese eşit sunabilmesi daha dikkatli çalışması gerekiyor diye düşünüyorum. Yani, bu sistemin içerisine bunu iyice yerleştirmeli, giydirmeli; herkes, belediyenin sunduğu bütün hizmetlerden, yardımlar dahil, yani, yoksula, öğrenciye, kadına, gence sunulacak yardımlar dahil fırsat eşitliğiyle yararlanmalı. Buna bir kere dikkat edilmeli diye düşünüyorum.
Katılımla ilgili de; bütün bu yapılanlar gayet güzel, ama katılım anlamında bir değer taşımıyorsa, anlam taşımıyorsa, sadece verimlilik ve belki kaynakların daha iyi kullanımı alanlarında işe yarıyor, bir de hayatı kolaylaştırma yönünde belki işe yarıyor; ama, katılım unsuru olmadığında bütünleşmiyor, tam anlamını bulmuyor.
Katılımla ilgili gelinen noktalarda otomasyonda modeller oluşmaya başladı, Kadıköy, Odunpazarı, Nilüfer, Yalova ve başka yerlerde var. Buralarda gelişen bu teknoloji; e-mail ve cep mesajları ile katılım anlamında çok rahatlıkla zeminin hazırlandığını gösteriyor, yani buraya ulaşılmış durumda; ama, bunu yapma niyetini biraz da ortaya koymak gerekiyor. Örneğin, meclisin alacağı kararlarda, herhangi bir mahallede, semtte ya da ilçenin tamamında, elinizdeki veriler bunları ayırabiliyor, şu mahallenin vergi mükellefleri belli; onların cebine bir cep mesajı atarak "evet" ya da "hayır" diyerek, zaman zaman onlarla ilgili alınan kararlar onaylatılabilir, oylanabilir. Bu, ciddî anlamda katılıma örnek verilebilecek bir şey olabilir. Semt boyutunda yapabilirsiniz, ilçe boyutunda yapabilirsiniz, e-mail ile yapabilirsiniz, ama bunları da, dönüp, meclisinizde karar haline getirebilirsiniz. Tabiî, bunun öncesi ve sonrası var, açıklamalar var, onun üzerinden kararlarını isteme var; pat diye evet mi hayır mı değil; bunlar geniş şeyler, ama bunlar mutlaka yapılmalı ve eksik bırakılmamalı, mutlaka gözetilmeli bu işlerin içerisinde.
Madem bu altyapıyı artık hazırlar hale geldik, teknik model oluşturuyorken, bu anlamda demokratik model de oluşturulmalı, öncülüğü belki Kadıköy, Odunpazarı gibi bu işlerde yol almış belediyeler yapmalı.
Bu arada, bu e-devlet, e-yerel yönetim konularında bazı şeyleri neden yapamıyoruz sorusunun yanıtını da bir miktar aramaya çalışalım.
Bizim yöneticilerimiz birtakım noktalarda zorlanıyorlar; bunlardan biri, plan, program ve vizyon oluşturan kurumlarımızdaki birtakım yetersizlikler, gerek kadrolardan dolayı olabilir, gerek birikimden dolayı olabilir, bugüne kadarki davranış biçiminden olabilir; yetersizlikler görülüyor.
Yapılan çalışmalarda gerek e-devlette, gerek e-yerelyönetim'de donanım ihtiyaçları çok büyük paralar tuttuğu için burada birtakım sorunlar oluşuyor ve teknoloji hızla geliştiği için, hızlı karar alınamadığı için, bazen verilen kararlar alındığı anda eskimiş teknolojiye para yatırmak şeklinde falan oluyor. Buralarda sorun var.
Hukukî ve teknik alanlarda yasa ve mevzuatta yetersizlik var diye bir tespitimiz var.
Yeni teknoloji uygulamalarına personelin ciddî anlamda direnci var, bilgisayar başındaki adamın bile direnci var, böyle bir durum yaşıyoruz.
Geleneksel politika biçimleri; bu, daha çok belediyelerde görülüyor, ama devletin diğer kurumlarında da görülüyor. Farklı siyaset kültüründen gelen seçilmişler ve yöneticilerin anlaşmazlıkları, çatışmaları birtakım sorunlara sebep oluyor.
Ben, bunları anlattıktan sonra, konuyu e-yerelyönetim ile ilgili olarak biraz daha daraltıp, o konuda birtakım düşüncelerimi iletmek istiyorum. Daha çok, verimlilik ve kaynak kullanımı anlamında bir ulusal strateji modeli önerebilirmiyiz diye düşünüyorum; Temelde birçok belediyenin birlikte kullandığı uygulamalar var. Bunlar, imardan tutun hesap işlerine kadar, personelden tutun başka konulara kadar hep temel uygulamalardır. Onun dışında görülen farklı uygulamalar her belediyede olacaktır, gelişmişliğine bağlı olarak veya kent özeline bağlı olarak.
Şimdi, burada, ben, şöyle bir düşünüyorum; bu bildiğimiz düzenleyici üst kurullar gibi, BDDK, EPDK, diğer yüksek kurullar ve benzerleri gibi, belediyeler üzerinde bu konuyla ilgili, e-belediyeyle ilgili bir üst kurul oluşturulabilir; yani, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü bunu üstlenebilir, Türkiye Belediyeler Birliği üstlenebilir, bunların karma oluşturacağı bir yapı olabilir. Bu kurul, bütün belediyelerde ortak kullanılan programların en iyi şekilde yapılmasını, yapılmışsa yapılanın örnek alınmasını, model alınmasını ve bunların ortak bir alanda, ortak bir, "servis sağlayıcı"da, merkezî bir yerde bütün belediyelerin şifreleriyle kullanımına açabilir; yani, sadece istasyon bilgisayarlarıyla belediyeler bunlara katılabilirler. Çünkü, her belediye bu donanımı, bu yazılımı alabilecek, geliştirebilecek güçte değil, yapmak zorunda da değil.
Aynı şeyin tekrarına defalarca paralar ödeniyor; yani, hem donanım olarak hem yazılım olarak. Sizin yaptığınıza Odunpazarı aynı parayı ödüyor, İstanbul ödüyor, Nilüfer ödüyor. Nilüfer Belediyesi, sokakta giden çöp kamyonunu takip edip, sokağa uğramadı dendiğinde, bakıyor, sokağa uğramış ya da evet, uğramamış diyor; çöp kamyonunun şoförünü cezalandırıyor. Yani gelişmiş birsürü model var. Bunları defalarca yeniden keşfetmenin anlamı yok, burada birilerinin bu işi toparlayıp yukarıdan ele alması gerekiyor diye düşünüyorum.
Bunu yaparken, tabiî, arşivlerin güvenliği, her belediyenin kendine özel bilgileri, eğer özelse, yani devletin devletten gizlemeyeceği bilgiler zaten sorun değil, gizleyeceği bilgiler varsa, buna da kanaat getiriliyorsa, onların güvenliği sağlanır. Böyle bir genel görüşüm var. Bunun yapılabilmesi için de sistemin tanımlanması gerekiyor tam olarak. Bunun parasal kaynağının sağlanması çok basit; zaten her belediye buna para harcıyor, onların harcayacağı paraların toplamından belki %10'unu ayırsanız bu işleri çözecek noktaya gelir Türkiye çapında düşündüğünüzde.
Sistemin bağımsızlığı ve güvenliği dedim; o detaylı teknik bir konu, ama sağlanır, bunu başaracak birikim sektörde var.
Diğer devlet kurumlarındaki uygulamalara da bağlantı dedik; o, zaten, bütün konuştuğumuz konunun bir parçası.
Bütün bunların yapılması için de yasa ve mevzuatta düzenlemelerin yapılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor.
Kabaca konunun fotoğrafı bana göre böyle görünüyor.
Sonuç olarak,
Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler çığ gibi artarken, bilgiyi elinde tutan, bilim ve teknolojide başarılı olan toplumlar, dünyaya egemen olma yolunda hızla ilerlemekte ve bu ilerleme, beraberinde dünya toplumları arasında çok ciddi komplikasyonlar da yaratmakta. Daha önceleri zenginlik ve yoksulluk kavramları ile birlikte ortaya konulan gelir farkı uçurumu şimdilerde yerini bilgi sahipliği ölçeğinde bir uçuruma bırakmakta, dünyadaki yarış artık; bilgiye, bilime, teknolojiye hakim olma ve bu yoldan varlığını sürdürme, egemen olma yarışı halini almaktadır.
Bu noktada bilgi sahipliği yarışında koşma hakkını elde etmek ve koşu pistinin dışında kalarak 2'nci, 3'ncü, belki de 5'inci. sınıf toplumlar şeklinde yapılacak sınıflandırmalara maruz kalmamak için bilişim sektöründeki çalışmalarımızı; planlı, amaçlı ve hedefli bir yapılanmayla yürütmemiz gerekmektedir.
Birçok konuya bir arada değinerek sizleri biraz sıktığımı düşünüyorum ama, yapılacak oturumlarda bunların detaylı olarak tartışılmasını, ortak akılla, ülkemize ve halkımıza yararlı olabilecek fikirler üretilmesini bekliyor ve TMBD Yönetim Kurulu adına siz değerli konuklarımıza tekrar hoşgeldiniz diyor, saygılarımı sunuyorum.